22 Mayıs 2026 tarihinde, Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü vesilesiyle AA’ya açıklamalarda bulunan Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilisi Yumaklı, bu günün amacının tüm canlı türlerinin önemine dikkat çekmek ve doğanın korunmasına dair küresel bilinci artırmak olduğunu belirtti. Yumaklı, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin, doğadaki çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kullanımı ve genetik kaynakların adil bir şekilde paylaşılması konusunda en kapsamlı uluslararası düzenlemelerden biri olduğunu ifade etti. Bu yılki temanın “Küresel Etki İçin Yerel Hareket” olduğunu vurgulayan Yumaklı, yerel düzeyde atılan adımların küresel anlamda biyolojik çeşitlilik kaybının önlenmesinde önemli bir rol oynadığını kaydetti.
Yumaklı, ülkelerin ortak belirlenen hedeflere uyum sağlamasının önemine de değinerek, Kunming-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi’nin 2050 yılına kadar doğayla uyumlu bir dünya oluşturmayı hedefleyen küresel bir yol haritası olduğunu belirtti. Türkiye’de yürütülen Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanteri ve İzleme Projesi ile tüm türlerin envanterinin çıkarıldığını ve bu envanterin düzenli olarak güncellendiğini aktardı. Türkiye’nin biyolojik çeşitlilik açısından “küçük bir kıta” niteliğinde olduğunu vurgulayan Yumaklı, ülkenin Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan biyocoğrafik bölgelerinin kesişiminde bulunduğunu, bunun da tür çeşitliliğini artırdığını ifade etti.
Ulusal envanter çalışmaları çerçevesinde 918 uzmanın görev aldığını ve 7 yıl süren bu çalışmalar sonucunda yaklaşık 25 bin adam/gün arazi çalışması yapıldığını belirten Yumaklı, memeli, kuş, balık, sürüngen, amfibi ve damarlı bitkilerle ilgili yaklaşık 2 milyon verinin “Nuh’un Gemisi” veri tabanında toplandığını, bugüne kadar 16 binden fazla rapor hazırlandığını aktardı. Ayrıca, 2015 yılından itibaren 81 ilde tür ve habitat düzeyinde izleme çalışmaları yürütüldüğünü ve nesli tehlikede olan türlerin korunmasına yönelik 2013–2024 yılları arasında 103 tür için eylem planı hazırlandığını belirtti.
Nadir ve tehdit altındaki endemik bitkilerin korunması amacıyla Elazığ’da doku kültürü laboratuvarı ve sera tesislerinin kurulduğunu söyleyen Yumaklı, geleneksel bilgilerin kayıt altına alınarak biyolojik çeşitlilikle ilgili bir veri sistemine aktarıldığını ve bu sistemde yaklaşık 123 bin kaydın bulunduğunu ifade etti. Biyokaçakçılıkla mücadele çalışmalarında, kolluk kuvvetleri ve vatandaşların bilinçlendirildiğini aktaran Yumaklı, özel olarak geliştirilen izleme sistemi aracılığıyla vakaların takip edildiğini ve bu süreçte 181 yabancı uyruklu kişiye yönelik işlem yapılarak ciddi miktarda idari para cezası uygulandığını belirtti.
İstilacı yabancı türlerle ilgili yürütülen projelerde ise 177 türün değerlendirildiği, verilerin ulusal bir sistemde toplandığı ve 2024-2035 dönemini kapsayan strateji ve eylem planının tamamlandığı açıklandı. Ayrıca, deniz ve kıyı ekosistemlerinin korunmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini ve potansiyel koruma alanlarının belirlenmesine yönelik projenin 2027’nin ilk çeyreğinde başlatılmasının planlandığını aktardı.
